Ads Top

TEKNE ORUCU


TEKNE ORUCU
Koşarak eve geliyorum. Gören arkamdan atlı kovalıyor zanneder. Bir elimde ekmek poşeti, diğer elimde bir kase yoğurt var, umarım sallana sallana ayran olmamıştır. 
Merdivenleri büyük bir gürültüyle çıkıyorum. Terlikleri bir o yana, bir bu yana fırlatıp içeriye giriyorum, “Anne, anne, anne!” annem sakin bir şekilde “Ne oldu kızım, ne bu halin,köpek mi kovaladı? Yoksa

Kan ter içinde kalmışsın, ver elindekileri bakayım, oo maşallah yoğurttan da tereyağ çıkartmışsın” diyor. “Anne, bakkal amcayla ekmek arabacısı amcayı konuşurlarken duydum, kaç tane pide istersin diye sordu, Ramazan mı geldi anne?” “Evet kızım üç gece daha yatçan kalkçan sonra Ramazan.”

 Arkamı döndüğüm gibi sokağa fırlıyorum. 
Bu haberi arkadaşlarıma yetiştirmeliyim. Terliğimin birini bulamıyorum, öyle bir fırlatmışım ki merdivenden aşağı yuvarlanmış. Basamaklardan ikişer üçer atlayarak iniyorum. Koşarak ceviz ağacının altındaki arkadaşlarımın yanına gidiyorum,

“Hey biliyor musunuz? Üç gece daha yatçaz kalkçaz sonra Ramazan gelecekmiş.”


TEKNE ORUCU
Bütün çocuklarda mutlu bir telaş! Her kafadan bir ses çıkıyor. Ben şöyle oruç tutarım, ben böyle sahura kalkarım, atıyoruz, tutuyoruz. En uzun günler, hava çok sıcak, biz küçüğüz ama büyüme derdindeyiz. Al sana fırsat, oruç tut ve kanıtla büyüdüğünü… 

 Ve ilk teravih geliyor. Annem, “Abdestlerinizi alın” diyor. “Birlikte teravih kılacağız.” Abim olacakların farkında, ben başlarda mutluyum. 

Namaza duruyoruz, babam kıldırıyor, babam çok yavaş kıldırıyor, tane tane okuyor. Anneme, babama, abime bakarak yatıp yatıp kalkıyorum.

Kardeşimse daha küçük, işin gırgırında, biz secdeye gittikçe sırtımıza çıkıyor, selam verince de kaçıp saklanıyor. Yorulmaya başlıyorum, bilmem kaçıncı rekatta pilim bitiyor. 

Muhtemelen seccadenin üzerinde sızıp kalıyorum. Bam bam da bam bam(!) Güm güm de güm güm(!) “Kızım hadi kalk, sahur oldu.” Gözlerimi açıyorum. Ramazan davulcusu mahalleliyi ayağa kaldırmış, ışıklar yanmadan da gitmiyor, illaki herkesi uyandıracak. Uyanamayan olursa komşular tetikte zaten, herkes birbirini uyandırıyor. 

Biz alt kattaki amcamlardan sorumluyuz, onlarda bizden… Birimizin tıkırtısı olmazsa sahura kalkamadı demektir, yengem aşağıdan oklavayla tavana vurur, annemde yukarıdan terliğiyle yere vurarak karşılık verir. 

 Sahurda pazarlıklar başlıyor, bugüne kadar hep tekne orucu tuttum. Artık tam gün oruç tutmak istiyorum. Pekiyi dene bakalım diyorlar. Öğlene kadar bir problem yok. Sıcak bastırınca gece yarılarına kadar sokaktan içeri girmeyen ben, dilim bir karış dışarıda, eve geliyorum. İkindiye doğru şartlar ağırlaşıyor, kertenkele gibi yapışmışım yere, pes etmek üzereyim. “Anneeeeeee” diyorum, 

“Ben artık açayım orucumu, tekne orucu olsun bugün!” annem kararlı “ Ama kızım yüzdün yüzdün kuyruğuna geldin, az kaldı az, hadi dayan, çok büyük sevap kazanacaksın, hem zaten birazdan pide almaya gidersin, vakitte geçmiş olur.” İlk pide, ilk iftar! Birkaç saat sonra arkadaşlarımla pide kuyruğundayım. Allah’ım bu ne büyük bir imtihan, buram buram pide kokuyor. 

Gazeteye sarılmış üç tane sıcak pideyi kollarıma bırakıyor bakkal amca. Kollarım yana yana eve geliyorum. 

Annem soğumasınlar diye sofra bezine sarıyor, kedi gibi başından ayrılamıyorum. Son düzlüğe girdiğimizde, bunaltıcı havanın etkisiyle, balkonda leğenlere soğuk su doldurup ayaklarımızı içine soktuğumuzu hatırlıyorum. 

Bütün komşular balkonlarda, akşam ezanını bekliyoruz. O zamanlar yüksek binalar yok, civardaki camilerin minarelerini görebiliyoruz. 

Mahalledekilerle bir oyun kurmuşuz, kandillerin yandığını ilk gören bağırıyor, “Yandıııııııııı” diye. Arkasından “Allah-ü Ekber, Allah-ü Ekber!” sofraya koşuyoruz. Allah ne verdiyse orucumuzu açıyoruz. Abim tam ay tutuyor, ben küçüğüm diye Ramazan’ın ortasında ve sonunda tutturuyor annem, “Seneye daha çok büyüyeceksin, daha fazla tutarsın” diyor. 

Abimin yanında ve sokakta asla bir şey yeyip içmemem gerektiği konusunda uyarıyor. İlerleyen günlerde, davulcu kapı kapı dolaşıp bahşiş toplamaya başlıyor. Davulcunun peşine bir sürü çocuk takılmış. Bizim sokağa girince bizde takılıyoruz peşine, davulcu nereye, biz oraya… 

Kendimize geldiğimizde evden oldukça uzaklaştığımızı fark ediyoruz. Kaybolduk, eve nasıl gideceğimizi bilmiyoruz. Mahallede yokluğumuzun farkına çabuk varılıyor, bizden yaşça büyük çocuklar bisikletlerine atlayıp, bizi buluyorlar.

Eve dönerken mahalleden uzaklaştığımız için bir sürü de fırça yiyoruz. İftara yakın evler arasında tabaklar gidiyor, geliyor. Komşular az da olsa pişirdiklerinden birbirlerine ikram ediyorlar. Bazı akşamlar komşularla teravih kılıyoruz. Büyükler önde, biz arkada kakara kikiri! 

Selam verdikçe arkaya dönüp parmak sallıyorlar, yine de yapacağımızdan geri kalmıyoruz. Annem bazen daha özenli yemek yapıyor, babam dört dönüyor “ Ne lazım?” diye. Öyle kalabalık, öyle güzel oluyor ki o iftarlar, hiç bitmesin istiyorum o gece. Babam hepimize teravih kıldırıyor, babam çok yavaş kıldırıyor. Seccadenin üzerinde sızıp kalıyorum. 

Annem alt kattaki yengemlerde mukabele okuyor. Bütün komşular geliyor. Bazen tutup elimden çekiyor “Gel sende dinle” diye. Böyle böyle yüreğimizde, Ramazan sevgisini mayalıyor. 

Bu yazıyı yazarken o günlere ait bir fotoğrafı da altına ekleyip, paylaşmak istedim. Albümümde o günlere ait bir fotoğraf bile yok maalesef! O zamanlar anı öyle dolu dolu yaşardık ki, şimdiki gibi her dakikayı, her saniyeyi fotoğraflamaya ihtiyaç duymazdık. Elle tutabildiğim bir resim yok diye hayıflanmak yerine, zihnimde sevdiklerimle geçirdiğim yüzlerce güzel anım olduğu için Allah’a şükrediyorum.

8 yorum:

  1. Her şeyin fotoğrafını, videosunu çekmeye çalışıyoruz. Kayıt altına almaya çalışıyoruz ama gönüllerimiz bomboş.

    YanıtlayınSil
  2. Yaşlandıkça geçmiş günlerdeki hatıralar daha güzel gibi geliyor.

    YanıtlayınSil
  3. Evet eskiden çocukları kandırmak için alıştırmak için yapılıyordu bizde hatırladık birde ufak önerim olacak böyle roman gibi değilde karmaşık ara ara boşluk bırakıp paragraf paragraf yazsanız daha güzel olur gibi teşekkürler.

    YanıtlayınSil
  4. Tekne orucunu öykü tadında pek güzel anlatmışsınız. Sayenizde ben de çocukluğuma döndüm. Kaleminize sağlık. İyi bayramlar dilerim...

    YanıtlayınSil
  5. Bayraminiz mubarek olsun
    Tekne orucu litarutume sayenizde girdi

    YanıtlayınSil
  6. En güzel bayram mesajlarını okumak üzere sizi blogumda görmekten mutluluk duyacağım. İyi bayramlar.

    YanıtlayınSil
  7. ne güzel bir yazıymış. çok duygulu yaaa :)

    YanıtlayınSil
  8. Ben de ilk orucumu en uzun günlerden birinde tutmuştum. Yedi yaşımdaydım. İnat edip öğlen bozmamıştım akşama ben mızıldanmaya başlayınca da babam bozdurmamıştı :) Elimden tutup benimle çarşıya gidip istediğim her içeceği alması dün gibi aklımda. Ve balkondaki sofranın başında ezanı beklediğşm zaman. O yaşlarımı pek hatırlamam ama o gün yer etmiş kafamda. Her mevsim oruç tuttum ama benim için ramazan yaz demek, balkodaki sofra demek :)

    YanıtlayınSil

Blogger tarafından desteklenmektedir.